Cengiz Hanın Özel Hayatı

\"Drunk\" - Dağhan Kaban

Sislerin arasından çıkıp gelmişti atlılar. Gecenin örtüsünde atlarının terkisinde yıkımı taşımışlardı. Köyün zaten az olan muhafızları birkaç saniyede katledilmişlerdi. Evlerden alevler yükseliyor, kadın ve çocukların çığlıkları her yandan duyuluyordu. Çünkü Cengiz Han yıllık olağan teftişine gelmişti. Teftişin amacı köylülerin durumunu kontrol etmek, şikayetleri dinlemek ve nutuk atmaktı. Ama Cengiz Han yıllardır alıştığı şeyi yapıyordu. Sert bir hükümdar olmanın yan etkilerinden biriydi bu. Köylülerde yıllardır katliam ve tecavüze o kadar alışmıştı ki onlarda alıştığı şeyleri yapıyordu.

Köylüler köy meydanında tek sıra halinde dizilmişlerdi. İriyarı ve üstü çıplak bir adam(bu meslekte tercih sebebidir) sırayla köylülerin boğazını kesiyordu. Gri bir pelerine sarınmış olan Cengiz Han kısık gözlerle olayı izliyordu. Ama bu kısık gözler karizmatik olmaktan ziyade sıkkın bakışlar atıyordu. İriyarı adam köylülerden biri öne adım atıncaya kadar işine devam etti. “Bir maruzatım var Han’ım” diye fısıldadı. Cengiz Han istifini bozmadı. Sırada yanında duran köylü öne adım atanı ayağıyla dürttü. Tabi bunun sonucunda köylü bir süre kaba etinde ağrı hissetti. Köylü daha yüksek sesle cümlesini tekrarladı. Cengiz han kısık gözlerini yavaşça köylüye çevirdi.

“Efendim” dedi Cengiz Han iç geçirerek. Köylü derin bir nefes aldı. “Han’ım” dedi. “Neden tek adam bizim boğazlarımızı tek tek kesiyor?Birkaç gruba ayrılsak daha hızlı hallolmaz mı bu iş?”.Cengiz Han derin bir nefes aldı. “Müşteri velinimettir ama geleneklere de karşı çıkmak doğru olmaz bence, sen ne dersin Ögeday?”. Ögeday Cengiz Han’ın yanında duran iriyarı vahşi adamdı. En önemli özelliği dünyayı hakimiyet altına almak istemesi ve öldürmekten zevk almasıydı. Daha önemsiz özelliklerinin arasında ise Cengiz Han’ın oğlu olması vardı. “Bence hepsini kazığa oturtalım” dedi Ögeday. “Kadınları da askerlere dağıtalım, bu oldukça pratik bir çözüm olur” diye ekledi. Cengiz Han kafasını hayır anlamında salladı. “Hayır hayır bunlar yeni icatlar, biz gene bildiğimizi yapalım. Süre uzasada gelenekler her zaman daha fazla rağbet görür”dedi. Bu sırada ürkerek bir kadın öne adım attı. Etrafına şöyle bir bakındıktan sonra yavaşça elini kaldırdı. İriyarı adam hemen ona doğru yürümeye başladı. Çünkü boğazının kesilmesini istediğini zannetmişti. İşin gerçeği iriyarı adam herkesin bunu istediğini zannediyordu. Kadın adamın yaklaştığını görünce hızla “ Neden birbirimizin boğazını kesmiyoruz” dedi. Cengiz Han eliyle işaret ederek iriyarı adamı durdurdu. İriyarı adam kemik gösterilipte verilmeyen bir köpek gibi inledi. Han kadına devam etmesini işaret etti. Kadın derin bir nefes aldı. “Yani hepimize bıçaklar verseniz ve biz ikiye ayrılıp birbirimizin boğazını kessek. Sonra tekrar ayrılıp tekrar kessek en sonunda geriye tek kişi kalacaktır. Onu da adamlarınız halletseler daha hızlı olmazmı? Hem geleneklerede karşı gelmemiş olursunuz”. Cengiz Han elini çenesine götürdü. Bunun askerleri tarafından bilinen iki anlamı vardı. Ya Cengiz Han evleri tamamen yakıp kül etmekle yağma yağmak arasında karar vermeye çalışıyordu. Yada düşünüyordu. İşin aslı bütün askerler yağma için dua ediyordu. İkinci seçenek pek akıla gelmemişti. Cengiz kadına baktı ve kafasını salladı. “Tamam bütün köylülere birer bıçak verin, bu kadına da ödül olarak öldürene kadar tecavüz edin” dedi. Kadın mutlulukla el çırptı.

Bazıları köylü olmak hakkında önyargılara sahiptir. Ama köylü olmak demek alışkanlıklara kıyasıya bağlı kalmak demektir. Cengiz Han ve yirmi askeri köyden ayrılırken yüz tane bıçaklı köylü ölü yatıyordu. Han bu pratikliğe o kadar sevinmiştiki az daha köyü yakmayı unutuyordu.

Az daha…