Işık Girmeyen Yere Karanlık Girer

Artena


Etbul gezegenin Bilim Enstitüsü nde zorlu bir çalışma sürüyordu. Geçen yüzyılda pembe bileklikliler ve mor bileklikler arasında çıkan savaş sırasında bir pembe bilekliğin Bilim Enstitüsü Arşivi üzerine düşmesi sonucu, arşiv yerle bir olmuş ve her yüz altmış sekiz yılda bir gerçekleşen “Güneş Tutulmaması” olayının en son ne zaman gerçekleştiği verisi kaybolmuştu. Bunu telafi etmeye çalışan Enstitü tam seksen sekiz yıldır sadece bu konu üzerinde çalışıyordu. İlk başlarda en son ne zaman gerçekleştiğini arkeolojik kalıntılardan elde etmeye çalışmışlar ama durmaksızın savaşlara ev sahipliği yapan Etbul Gezegeni buna el vermemişti. Etbul gezegenin egemen canlı türü olan Bulat ların da ömrü ortalama on yıl olduğundan köyün yaşlılarıyla konuşmak fayda etmemişti. İşte o tarihten itibaren, yani seksen sekiz yıl öncesinden beri, Enstitü gerekli fiziksel ve matematiksel denklemleri oluşturmak ve doğru tarihi bulmakla uğraşmaktaydı. Ama Güneş sisteminin içinde seksen dört gezegen olması ve seksen dört gezegenin de birbirini çekim kuvvetlerinin hesaplanması, senkronize edilmesi non-lineer denklemlerle uğraşmayı gerektirdiğinden bu oldukça zorlu bir uğraştı. Çünkü non-lineer denklemleri kurarken en ufak bir çekim kuvettini, etki birimini atlamak kaos teoremi gereğince tarihin büyük farklarla yanlış bulunmasına yol açabilir, bu da Bulat ların sonu olabilirdi. Nitekim, Enstitü birkaç kez yanlış tarih belirlemiş, halk sığınaklara boş yere gidince de sinirlenmiş ve birkaç enstitü başkanını yakmıştı. O bakımdan artık enstitü, bulgular çok kesin olmadıkça açıklama yapmamayı tercih ediyordu.

“Hey Avanak! Kaçsana Ordan!”

Bu Karhı Emmi nin sesiydi. “Güneş Tutulmaması” beklenmedik bir tarihte gerçekleşmiş ve ömürleri boyunca karanlıkta yaşamış olan, Bulat lar bu olayın şoku altında sağa sola koşturmaya başlamışlardı. Karhı Emmi de, ki kendisi Pembe Bileklikli bir yağız delikanlıydı ve bilekliğinde tam on sekiz boncuk vardı (Boncuk sayısı, öldürdüğü mor bileklikli sayısını gösterirdi.), delikanlılığın gereğini yaparak kaçmaya çalışıyordu. O sırada Erek bacıyı güneşe bakarken görmüş ve uyarma ihtiyacı hissetmişti. Gerçi neye karşı uyardığı konusunda bir fikri yoktu ya, içgüdüleri bunu yapmasına neden olmuştu. Erek bacı onu dinlemeyince sinirlenmiş ve onu döve döve sığınağa götürmüştü. Bu “seve seve” sığınağa getirme olayı birkaç kişi tarafından daha yapılmıştı.

Güneş ilk ışıklarını gösterdikten ve Bulat ları bir korku sardıktan tam kırk iki dakika sonra, tüm gezegen sığınaklara kapanmayı başarmıştı. Sığınaklardan çıkmaya çalışanlar olursa da onlara izin vermiyor, ısrar ederlerse onları öldürüyorlardı. Bunu neden yaptıklarını bilmiyorlardı, ama yapmaları gerektiğinden en ufak bir şüpheleri yoktu.

Sığınaklarda bu olaylar yaşanırken, gezegenin yüzeyine ise yuvarlak uzay gemileri inmekteydi. Gemiler gayet sade ve tek tipti, hepsinin üzerinde sadece diklemesine iki çizgi vardı ve bu çizgilerin uçları saat yönüne doğru kıvrılmıştı.

Gemi Yuv – 4 ün kaptanı inerken elindeki “İstilacı nın El Kitabı” adlı kitabı okuyordu:

“Güneş Sistemi: Arem

Gezegen: Etbul

Etbul gezegenindeki ana canlı türü Bulat lardır. Bulatlar, atalarımızla üç yüz otuz altı yıl önce savaşmışlar ve tabiki üstün ırkımız tarafından mağlubiyete uğratılmışlardır. Fakat atalarımız, kendileri gereğinden fazla uğraştıran bu ırka çok kızmış ve pek kullanmadıkları bir sömürü düzeni kurmuşlardır. Atalarımız Bulat ların dna larında gerekli değişikliği yaparak ışıktan korkma içgüdüsünü temellemişler, bu temeli de efsanelerle güçlendirmişlerdir. Gezegen de Arem Güneş Sistemi içine yerleştirdiğimiz diğer yetmiş sekiz gezegenden farklı olarak, sadece yüz altmış sekiz yılda bir gün güneş alacak şekilde konumlandırılmıştır. Bunun sonucu olarak, üstün ırkımız her yüz altmış sekiz yılda bir gezegene inerek hiçbir direnişle karşılaşmayaraktan gerekli sömürüyü yapabilmektedir.

P.S: Atalarımız bu ırka “kahraman” direnişleri sebebiyle pembe ve mor delikanlılık bilekliklerini layık görmüş ve Bulatlar ı sonsuza kadar birbirleriyle savaştırma kararı almıştır.”

Kaptan güldü, bizim Führer de amma yaratıcı yahu!

Otostopçu nun Notu: Anladığımız kadarıyla İstilacı Irk ın gezegeninde bu Irk la en son savaşan halkın söylemleri içinde “Etme Bulma Dünyası” varmış. Olasıdır ki, bundan etkilenen “Üstün Irk” Bulat lara sitemlerini gezegene Ettin ve Buldun un kısaltması olan Etbul adını koyarak belirtmişlerdir.