Kaygılı yunuslar, işbitirici köpekler

Fatih Özgüven

Uzaylılar tarafından defterimizin dürülmesini konu edinen İnsanlık Bunu Haketmişti anlatıları arasında Otostopçunun Galaksi Rehberi nin kendine özgü bir yeri var. Hepsi de kendilerince 80 ler sonrasına ilişkin kaygıları dile getiren Tim Burton ın, Spielberg in, Shayamalan ın ya da Independence Day gibi filmlerin aksine, Otostopçu... 6o lardan kalma bir çiçek çocuğu ruhunu hafif tertip ekolojik endişelere bağlıyor sonra da her şeyi Monty Phyton vari bir İngiliz mizahıyla sarıp sarmalıyor. Dünyanın sonu geldi ama çok da dert değil, havlunu unutma diye özetlenebilecek bir mahşer anlayışı, neticede her işte bir hayır olduğu fikrine ulaşıyor. Değilmi ki uzay da dünya gibi bürokratlarla, aptallarla, çatlaklarla, anlaşılmamış sanatçılarla dolu. Orada da milyonlarca yıldır nerden geldik, nereye gidiyoruz? sorusuna cevap aranmakta, bir burundan fırlayan sümük parçası olunduğu inancına dayalı freak dinler var. Sonuçta, ille lazımsa dünyanın bir simülakra sı da (birkaç fiyord fazlasıyla) mümkün. Ama, dünya mümkün olsa bile, kim dönmek ister oraya, uzay kesinlikle daha eğlenceli. O halde devam...
Otostopçu... , tüm uzay hayallemeleri arasında, uzayın bir öte yer değil, insanoğlunun kendi varoluşuyla ilgili tahayyüllerinin, projeksiyonlarının ve nihayet yetersizliklerinin bir aynası olduğunu şakacı biçimde öne sürmesiyle ötekilerden ayrılıyor. Ayna da bir lunapark aynası...
Alice Harikalar Diyarında anadalından türeyen pikaresk anlatılar, arayış, macera anlatıları fantastiği ille de Kafka nın Şato su gibi tedirginlik kaynağı olarak kullanmayabilirler. Douglas Adams ın Otostopçu... sundaki bir trip olarak da yorumlayabilirler. Kitabın daha edebi olan kimi lezzetlerinden vazgeçilmesi ya da bunların pek İngiliz bir dış sese havale edilmesi gibi birtakım mecburiyetler dışında filmin de aynı kafada olduğunu söyleyeceğim. Ayrıca bir tasarım eğlencesi. Buzdolabı reklamlarından kauçuk canavarlara, Euryhtmics in erkek solistininkine benzeyen saçlardan Prince vari kostümlere, güncelden retroya uzanan, 2001 imsi beyaz oda parodilerinden kaçınmayan bir eğlence bu. Kambersiz Düğün Olmaz John Malkovich den her zamanki gibi harikulade şizo Sam Rockwell e kadar herkes de eğlenceye katılmış. Ekibin ciddi varoluşsal soru(n)ları olan tek elemanı, egzistansiyalist sıkıntının taşıyıcısı ise büyük beyaz robot Marvin. Ekipte kaygılı bir Alice tavşanı , bir Büyük Beyaz Şey de lazım tabii, ama onu da çok fazla ciddiye almamız istenmiyor Otostopçu... nun dünyasında, pardon evreninde. Yunusların aymazlık içindeki insanoğullarını uyarmaya çalışıp da sonunda eyvallah, balıklar için teşekkür deyip çekip gitmeleri vahim çok vahim (bugün her zamankinden de vahim), kaygı da her zamanki kadar geçerli ama bu filmin beyaz plastik ve janjanlı pelerin evreninde insanoğullarından daha akıllı olan da pek az eleman var. Büyük Beyaz Şey Marvin bile, şüphe uyandıracak kadar şu bizim robot Çelik e benziyor.

kaynak:
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=162295