Çalar Saatler Çalmasın

Artena

İnsanın mazoşist bir yönü vardır, sanırım bunu kimse inkar etmez. Sadist bir yönü de vardır ki, bunu zaten kimsenin inkar edebileceğini sanmıyorum. Bu yönlerimiz de yıkıcı bir yaratıcılık içinde beden bulmuştur, işkence! Bu iddialara kanıt arama ihtiyacı duyulursa tarihte uzun bir yolculuğa çıkılabilir, nitekim her tarih diliminde bunun örnekleri görülecektir. Ama buna hiç ihtiyaç yok, çünkü bugünlerde farkında olunsun ya da olunmasın yeterli sayıda işkenceye maruz kalınıyor. Bu yazı da işkence uygulamakta kullanılan aletlerden birini tanıtacak . Bu işkence aletinin iki koca kulağı bir de kulaklarına çarpan burnu var. Bu çarpma işleminde ötürü tarifi imkansız acılara neden olan bir de işlevi var. Ve işin çarpıcı yönlerine gelirsek, bunlardan biri bu işkenceye istisnasız her gün milyarlarca insanın maruz kalması. Daha da çarpıcı olanı ise bu işkence aletlerinin, işkenceye maruz kalanlar tarafından öz istençle, yürekten gelerek faal hale getirilmesi. Ne mi bunlar? Çalar Saatler! Her sabah yatağınızın yanı başında -siz rüyanızda uyurken- hain planını işleme koymak için periyodik salınım yapan sarkacının dört boyutlu evrenin zaman diliminde uygun yere gelmesini pusuda bekleyen işkence aletleri! Bu aletler, bilinç altınıza öyle işlemiştir ki, ayıkken çalar saatin çalan sesini duyarsanız titremeye başlamanız kuvvetle muhtemeldir. Nereden geliyor bu derin etki? Tabi ki bir pazartesi sabahı, o korkutucu sadeliğiyle ritmik şekilde beynimizin derinliklerini işleyen o sesten. İlk başlarda bu pek bir şey ifade etmez, sadece sabahlarımızı zehir eden sinir bozucu bir sestir ama zamanla bu ses, o kaçış olmayan sabahlardan genellikle yaşanılan kötü anıları da taşımaya başlar. Sıkışan trafik, kaçırılan otobüs, unutulan cüzdan gibi.. Duyulan anda bütün bu anılar, anlamlar bilinçaltından bilince doğru saldırıya geçer ve bu aşırı yükleme sonu olarak ufak veya büyük çapta bir sinir krizi geçirilir. Dolayısıyla o sese yüklenen anılar arttıkça, işkence değeri de yükselecektir.

Şimdi işin çarpıcı yanına geliniyor!

Onlardan kurtulunabilinir! Yapılanabilecek birkaç şey var;

1. Evrende, gelmiş, geçmiş, gelecek zamandaki tüm çalan saatleri ve çalar saat fikirlerini ortadan kaldırmak.
2. Çalar saatin çalışma prensibini bozmak için fizik kanunlarını değiştirmek.
3. Topluca intihar etmek.



Denilebilir ki, madem kurtulmak isteniliyor, neden bir köşeye atılamıyor ya da kurulmaları bırakılmıyor ! Hepsi birden aynı anda ortadan kaybolmaz ya da işlevliğini yitirmezse böyle bir şans yok. Çünkü toplum, toplumsal yazılım ile öyle bir kodlamış ki tüm insanları, sabah gitmemiz gereken bir okul ya da iş(ki her zaman vardır) varsa ve bir de saatimiz varsa kurmaktan başka çaremiz kalmıyor.. !